Türkiye'nin girişim ekosisteminde sermayenin değil, yetenek hattının konuşulduğu nadir anlardan biri yaşandı. CCN Holding liderliğinde, IC İbrahim Çeçen Vakfı desteği ve Katalist yürütücülüğüyle hayata geçen WeShape Girişimcilik Programı ikinci yılını tamamladı. 110 üniversiteden yaklaşık 350 öğrenci başvurdu, finalde 10 proje sahneye çıktı. CIFE Avrupa Enstitüsü iş birliği ise programa sınır ötesi bir mentorluk katmanı ekliyor.

Burada kritik nokta şu: Türkiye'de erken aşama girişimciliğin darboğazı fon eksikliği değil, üniversite ile sermaye arasındaki köprünün zayıflığı. Devamında bu boşluğu kurumsal sponsorlu programlar doldurmaya başladı. WeShape gibi yapılar, klasik startup hızlandırıcılarının aksine doğrudan deal flow üretmiyor; onun yerine 3-5 yıl sonra yatırım almaya hazır kurucu profili şekillendiriyor. Bu yapı, melek yatırımcılar ve tohum aşaması fonları için ileriye dönük bir tedarik hattı anlamına geliyor. Öğrenci girişimciliğine yapılan kurumsal yatırımın asıl getirisi bugünün projesinde değil, beş yıl sonraki kurucu kalitesinde okunur. Aynı zamanda holding tarafında bu programlar artık sadece sosyal sorumluluk değil; inovasyon radarı işlevi görüyor. Üniversite kaynaklı projelere erken temas, kurumsal şirketler için dışarıdan satın alınması pahalı olan yetenek ve fikir akışını içselleştirmenin en ucuz yolu.

Mentorluk temelli üniversite programlarının uzun vadeli verimlilik üzerindeki etkisi akademik çalışmalarda da doğrulanmış durumda. Asıl mesele bu yapıların sürekliliği. Tek seferlik yarışmalar gürültü üretir, ikinci ve üçüncü yılına ulaşan programlar ekosistem kurar. WeShape şimdilik ikinci kategoride ilerliyor.