Silikon Vadisi'nin en rahatsız edici verilerinden biri masaya yatırıldı. Imperial College ve Emlyon Business School'un ortak araştırması, VC destekli girişimlerin dolandırıcılığa karışma oranının, benzer profildeki fonlanmamış şirketlere göre kayda değer biçimde daha yüksek olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar bunun tesadüf olmadığını, doğrudan sermaye akışının kendisiyle ilgili olduğunu söylüyor.
Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu şu: 2000-2023 arasındaki 614 vakayı inceleyen analiz, aşırı ısınmış piyasada kurulan ve zayıf due diligence süreçlerinden geçen girişimlerin ileride dolandırıcılığa karışma olasılığının yüzde 19 daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Yani mesele sadece kurucuların ahlakı değil, paranın kendisinin yarattığı davranışsal baskı.
Burada asıl mesele şu: sermaye bollaştığında yatırımcıların eleme ve denetim refleksleri zayıflıyor. Fonlar konuşlanma baskısı altında hızlı yazıyor, kurucular ise yetişemeyecekleri büyüme vaatleri veriyor. Bu yapı, doğası gereği manipülasyona açık bir zemin üretiyor. 2021 zirvesinde şişen değerlemelerin bir kısmının bugün adli süreçlere dönüşmesi tam da bu döngünün sonucu. Risk, tek tek kurucularda değil, sistemin kendi teşvik mekanizmasında birikiyor.
Yatırımcı açısından çıkarım net. Ucuz para dönemlerinde yazılan çeklerin faturası, düzeltme döneminde due diligence maliyeti olarak geri geliyor. LP'lerin önümüzdeki dönemde GP seçiminde portföy getirisinden çok governance kalitesini sorgulaması sürpriz olmaz. Sermaye bolluğu sadece değerlemeleri değil, dürüstlüğü de fiyatlıyor.