Bir öğrencinin staj bulması, milyon dolarlık tohum yatırımı almasından daha zor hale geldiyse, sermaye dağılımında ciddi bir bozulma var demektir. Theo Baker'ın dört yıl boyunca Stanford'u mercek altına aldığı çalışmasında öne çıkardığı bu tespit, aslında erken aşama yatırım piyasasının bugünkü halini özetliyor. Baker, 17 yaşında Stanford rektörünün araştırma usulsüzlüklerini ortaya çıkararak George Polk Ödülü'nü kazanan ve TechCrunch'a verdiği son röportajda bugünün girişim ortamına dair çarpıcı bir gözlem paylaşan isim.

Burada kritik nokta şu: Para, fikre değil çevreye akıyor. Stanford gibi belirli kampüslerde, henüz ürünü olmayan bir kurucu adayı için tohum sermayesi bulmak, kurumsal bir şirkette staj kapmaktan kolay hale geldiyse, yatırımcıların risk fiyatlamasını ciddi şekilde gevşettiğini konuşmamız gerekiyor. Bu yapı, değerlemeleri şişiriyor ve sermayeyi gerçek inovasyondan çok ağ etkisine yönlendiriyor. Asıl mesele, yatırımcıların due diligence yerine pedigree satın alıyor olması; bu da geç aşama turlarında çıkacak düzeltmenin maliyetini büyütüyor.

Devamında şunu beklemek mantıklı: Önümüzdeki iki yıl içinde, özellikle kampüs kaynaklı erken aşama girişimlerde belirgin bir değerleme sıkışması göreceğiz. Çünkü bugün kolayca tohum turu kapatan kurucuların önemli bir kısmı, Seri A aşamasında gerçek metriklerle yüzleştiğinde fonlamayı sürdüremeyecek. Kazanan taraf, bu balonun sonunda disiplinli durabilen ve sermayesini kampüs hype'ı yerine ölçülebilir traksiyona ayıran fonlar olacak. Risk, kurucuların değil; onlara erken çek yazan LP'lerin bilançosunda birikiyor. Stanford bir mikrokozmos; ama oradan okunan sinyal, tüm erken aşama piyasası için geçerli.