Bin başvuru, on bir girişim. Kurumsal hızlandırıcıların erken aşama seçiciliği artık VC fonlarından daha keskin.

Kuveyt Türk bünyesindeki Lonca Girişimcilik Merkezi, 12. dönem programına 1000’e yakın başvuru arasından teknoloji, yapay zeka, finans, perakende ve tarım alanlarında çalışan 11 girişimi seçti. Yüzde bire yaklaşan kabul oranı, Türkiye’de erken aşama girişim havuzunun genişlediğini ama sermayeye erişim kanallarının aynı hızda büyümediğini gösteriyor. Burada kritik nokta şu: mentorluk ve ağ desteği artık nakit kadar değerli bir kaynak haline geldi.

Asıl mesele bu seçimin sermaye akışına ne söylediği. Türkiye’de girişimlerin 2013’ten bu yana 7 milyar doları aşan exit değeri ürettiği, toplam ekosistem değerinin 30 milyar doları geçtiği bir konjonktürde, kurumsal hızlandırıcılar aslında bir ön filtre işlevi görüyor. Yapay zeka ve fintech odaklı seçim, sermayenin yazılım tabanlı ve ölçeklenebilir modellere kaydığını, tarım gibi geleneksel alanların ise ancak teknoloji katmanıyla sofraya oturabildiğini doğruluyor. Bu yapı, bağımsız melek yatırımcılar için deal flow’u daraltırken kurumsal oyuncuların erken aşamada pozisyon almasını kolaylaştırıyor.

Burada biriken risk açık: hızlandırıcı seçimi, valuation için erken bir sinyal üretiyor ama sürdürülebilir gelir modeli garantisi vermiyor. Türkiye’de erken aşama değerlemelerin son iki yılda kurumsal desteğe endeksli şişme eğilimi taşıdığını hatırlatmak gerek. Kazanan taraf, düşük maliyetle kaliteli girişime erişen kurumsal sponsor; risk altındaki taraf ise sonraki turlarda gerçekçi metriklerle sınanacak girişimciler. Kurumsal hızlandırıcılar bugün Türkiye’nin fiili risk sermayesi altyapısı haline geldi ve bu, ekosistemin hem gücü hem kırılganlığı.