Küresel girişim sermayesinin yaklaşık yüzde 60'ı artık tek bir yöne akıyor: yapay zeka. Ve bu sermayenin yüzde 70'i ABD merkezli yatırımcılardan geliyor. Treeo VC'nin İstanbul'daki etkinliği tam da bu denklemin ortasında konumlandı.
ABD merkezli erken aşama fonu Treeo VC, üç General Partner'ını ilk kez İstanbul'da bir araya getirdi ve odakta tek bir konu vardı: pre-seed ve seed aşamasındaki AI-native B2B girişimlerin ABD pazarına nasıl gireceği. Founders' oturumlarında panel formatı yerine vaka çalışmaları ve doğrudan kurucu deneyimleri konuşuldu. Treeo VC'nin tezi açık; Türk ve seçili göçmen kurucuların kurduğu, kurumsal müşteriye satış yapan yapay zeka şirketlerine günden sıfırdan ortak olmak. Bu yaklaşım, Türkiye ekosisteminde alışık olduğumuz "önce yerelde büyü, sonra dışarı bak" modelini tersine çeviriyor.
Burada kritik nokta şu: AI-native şirketler için yerel pazar artık bir başlangıç noktası değil, çoğu zaman bir gecikme sebebi. Modelin ekonomisi, kurumsal yazılım fiyatlamasının ve veri altyapısı bütçelerinin olgunlaştığı pazarlarda çalışıyor; bu da pratikte ABD demek. Treeo'nun yaptığı şey, Türk kuruculara bu pazara erken dönem yatırımla birlikte operasyonel bir köprü sunmak. Önümüzdeki iki yılda Türkiye kökenli en iddialı AI ekiplerinin merkezini Delaware'de kurup mühendislik gücünü İstanbul'da tutan hibrit bir yapıya geçeceğini söylemek abartı değil. Kazanan taraf, bu sınır ötesi yapıyı erken kuran kurucular olacak; zorlanacak olan ise yalnızca yerel pazara yaslanan, ABD'li kurumsal alıcının dilini konuşamayan ekipler. Yapay zeka çağında coğrafya bir avantaj değil, bir tercih meselesi haline geldi.