Türk Hava Yolları’nın Terminal Girişim Hızlandırma Programı’nın 2026 başvuruları açıldı ve program bu yıl da apron, havalimanı ve hava kargo operasyonlarına odaklanıyor. Başvurular 28 Haziran’a kadar alınacak, jüri değerlendirmesi Temmuz 2026’da yapılacak, program Kasım 2026’daki Demo Day ile tamamlanacak. İlk bakışta klasik bir kurumsal hızlandırıcı gibi duruyor ama hikâyenin asıl kısmı burada başlamıyor.

THY’nin SmartIST kargo terminalini 2028’e kadar yıllık 4,5 milyon ton kapasiteye çıkarma planı ve 2026’da devreye alınacak özel e-ticaret tesisi, 100 milyar TL’yi aşan bir yatırım programının parçası. Terminal’i bu tablodan ayrı düşünmek mümkün değil; program aslında bu büyümenin operasyonel boşluklarını dolduracak girişimleri içeriden seçmenin en ucuz yolu. Bir havayolu için yer hizmetleri, kargo akışı, e-ticaret lojistiği ve apron verimliliği gibi alanlarda dışarıdan yazılım satın almak hem pahalı hem yavaş. Bunun yerine erken aşama girişimleri kendi ölçeğine entegre etmek, hem tedarikçi havuzunu büyütüyor hem de yenilik riskini girişimcilere yıkıyor. Bu yüzden Terminal bir CSR hamlesi değil, doğrudan satın alma stratejisinin uzantısı.

Burada kritik nokta şu: Bir girişim için THY ile çalışmak görünürlük değil, tek müşteriye bağımlılık demek. Programdan çıkan şirketlerin çoğunun ürünü, THY’nin operasyonel ihtiyaçlarına göre şekillenecek; bu da pazarın geri kalanına satış yapmayı zorlaştırabilir. Yine de bu ölçekte bir referans müşteri, havacılık dikeyinde başka kapıları açacak güce sahip. Asıl mesele, THY’nin bu programı bir inovasyon vitrini olarak mı yoksa gerçek bir tedarik kanalı olarak mı işleteceği. Demo Day sonrası imzalanan ticari sözleşme sayısı, programın gerçek karnesi olacak.