Yirmi yıl önce kimsenin gece geçmek istemediği bir sokak, bugün yapay zeka şirketlerinin ofis bulmak için birbiriyle yarıştığı bir bölge. Londra'nın King's Cross semti, artık dünyanın en yoğun AI kümelenmelerinden biri. TechCrunch'ın aktardığına göre bölgedeki en büyük ofis anlaşmalarının önemli bir kısmı OpenAI ve Prometheus gibi yapay zeka odaklı şirketlerin imzasını taşıyor. Kısa süreli kiralamalar daha da yüksek fiyatlara gidiyor ve geleneksel ofis boşluk oranı hızla eriyor. Bu tablo, King's Cross'un tesadüfen değil, Google DeepMind'ın yıllar önce buraya yerleşmesiyle başlayan bir zincirin sonucunda AI hub'ına dönüştüğünü gösteriyor.

Burada asıl mesele, yapay zeka ekonomisinin coğrafi olarak son derece dar bir alana sıkışıyor olması. Kazanan taraf belli: Erken dönemde bölgeye yerleşmiş büyük oyuncular, çevrelerine kurulan yetenek havuzundan ve yatırımcı yakınlığından faydalanıyor. Zorlanan tarafsa iki grup. Birincisi, aynı metrekareye ödeyecek bütçesi olmayan erken aşama girişimler; ikincisi, kendi ekosistemini kurmaya çalışan diğer Avrupa şehirleri. Çünkü yapay zeka artık sadece model geliştirmekle değil, aynı binada oturmakla ilgili bir iş. Silikon Vadisi'nin son yirmi yılda gösterdiği örüntü, Londra'da King's Cross ölçeğinde tekrar ediyor. Bu da şu anlama geliyor: AI yatırımlarının fiziksel yoğunlaşması, uzaktan çalışma söyleminin aksine, sektörün ana kuralı haline geldi. Önümüzdeki dönemde AI şirketlerinin değerlemesini belirleyen faktörlerden biri, hangi mahallede oturdukları olacak.