Türkiye'de kadın girişimciliği artık bir yan hikâye değil, ekosistemin ana damarlarından biri. Garanti BBVA, KAGİDER ve Ekonomist Dergisi iş birliğiyle düzenlenen Türkiye'nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 20. yılında 30 Kasım'a kadar başvuru almaya devam ediyor. 2006'dan bu yana süren bu yapı, kümülatif 45 bini aşkın başvuruya ulaştı ve bu rakam tek başına bile piyasanın nereye evrildiğini anlatıyor.
Burada kritik nokta şu: Türkiye'de kadın girişimcilik oranı KAGİDER'in kurulduğu 2002'de yüzde 4 civarındayken bugün yüzde 14 bandına çıkmış durumda. Yani yarışma bir CSR etkinliği değil, uzun vadeli bir pazar genişleme aracı. Bankanın buradaki konumlanması da tesadüf değil; kadın KOBİ segmenti, Türkiye'de kurumsal bankacılığın hâlâ yeterince derinleşemediği, ama en hızlı büyüyen müşteri havuzlarından biri. Devamında bu alan, mikrofinanstan ihracat finansmanına, mentorluk programlarından pazaryeri entegrasyonlarına kadar uzanan bir dikey oluşturuyor.
Asıl mesele, güç dengesinin yavaş ama kalıcı biçimde kaymasında. 20 yıl önce görünürlük sorunu olan bir kesim, bugün yarışma finalistleri üzerinden yatırımcı radarına giren, uluslararası hızlandırıcılara seçilen bir profile dönüştü. Ingosaai gibi örnekler, yarışmanın artık bir diploma değil, erken aşama girişimler için gerçek bir doğrulama katmanı olduğunu gösteriyor. Bu yapı, Türkiye'de erken aşama yatırımcılar için henüz tam fiyatlanmamış bir deal flow kaynağı anlamına geliyor.
Sonuç olarak kadın girişimcilik Türkiye'de artık sosyal bir tema olmaktan çıkıp, ekosistemin büyüme matematiğine giren bir değişken haline geldi. 20 yıllık veri bunun geçici bir dalga değil, yapısal bir kayma olduğunu söylüyor.