Kurumsal inovasyon Türkiye'de uzun süre etkinlik ekonomisine sıkışmış durumdaydı. Here2Next'in 3 Haziran'da Akbank LAB ev sahipliğinde düzenlediği Build Together etkinliği ilk bakışta bu kalıbın bir devamı gibi görünse de altında farklı bir konumlama var. Etkinlikte açık inovasyon, yapay zekâ odaklı dönüşüm ve kurum-girişim iş birliklerinin geleceği masaya yatırıldı; ancak asıl mesele masanın kendisiydi.
Burada kritik nokta şu: Here2Next kendisini bir demo day organizatörü ya da hızlandırma programı olarak değil, kurumlar ile girişimler arasındaki iş birliği sürecini standartlaştıran bir arayüz olarak konumlandırıyor. Klasik açık inovasyon modelinde kurumlar tek tek programlar kuruyor, girişimler ise her kapıya ayrı bir dil ile giriyor. Bu yapı hem yavaş hem de PoC aşamasında tıkanıyor. Here2Next'in oynadığı oyun, bu ilişkiyi tekil kurum insiyatifinden çıkarıp paylaşılan bir ekosistem katmanına taşımak.
Zamanlaması da tesadüf değil. Yapay zekâ, kurumların kendi Ar-Ge ekipleriyle çözemeyeceği kadar hızlı hareket ediyor ve dışarıdan girişim tedariki artık lüks değil, operasyonel zorunluluk. Akbank LAB gibi olgun bir kurumsal inovasyon üssünün ev sahipliği yapması, bu ihtiyacın kurumlar tarafında da netleştiğinin göstergesi. Feda edilen şey ise hız iddiası: ekosistem koordinasyonu doğası gereği tek tek anlaşmalardan yavaştır, ama ölçeklendiğinde çok daha kalıcıdır.
Gerçek soru şu; Here2Next uzun vadede yalnızca buluşma noktası mı olacak, yoksa PoC'den ticari anlaşmaya geçişte ölçülebilir bir dönüşüm oranı üretebilecek mi? Etkinlik ekonomisinden çıkıp altyapı katmanına dönüşen açık inovasyon platformları, Türkiye'de kurumsal girişim ilişkisinin bundan sonraki dönemini belirleyecek. Build Together bu iddianın vitrini; asıl test sahnenin arkasında.