Yapay zeka okuryazarlığı artık bir kamu politikası meselesi haline geldi. Google ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Yapay Zeka Zirvesi kapsamında imzaladıkları iş birliği protokolüyle Herkes İçin Yapay Zeka platformunu duyurdu. Platformun amacı, yapay zeka becerilerine erişimi ülke geneline yaymak ve ekonomik kalkınmayı bu yetkinlik üzerinden hızlandırmak.

Bu hamlenin asıl önemi, eğitim içeriğinin ötesinde. Google'ın Türkiye'deki konumunu yalnızca bir teknoloji sağlayıcı olmaktan çıkarıp, kamu altyapısının parçası haline getirdiğini görüyoruz. Bakanlık tarafında ise yapay zeka stratejisinin bireysel kullanıcıya kadar inen bir dağıtım kanalı oluşuyor; bu, dijital dönüşüm politikalarının bugüne kadarki en geniş kapsamlı erişim modellerinden biri. Public First öngörülerinin 2035'e dek işaret ettiği ekonomik etki düşünüldüğünde, devletin oyuncu değil platform sahibi gibi konumlandığı bir döneme giriyoruz. Burada kritik nokta şu: yetenek havuzunu büyüten taraf, sonraki on yılda yapay zeka ekosisteminin ticari sınırlarını da belirleyecek.

Kazanan tarafta Google'ın Türkiye'deki kurumsal bulut ve model dağıtım iştahı var; çünkü tabandan yetişen kullanıcı, yarının kurumsal müşterisi demek. Zorlanacak taraf ise yerel yapay zeka girişimleri olacak: küresel bir oyuncunun devlet ortaklığıyla kurduğu standart, alternatif platformların pazara giriş maliyetini ciddi biçimde yükseltiyor. Türkiye'nin yapay zeka rekabeti artık şirketler arasında değil, ekosistem sahipleri arasında geçecek. Önümüzdeki dönemde sorulması gereken soru basit: yetkinliği kim öğretiyorsa, pazarı da o şekillendiriyor.