15 yaş altına sosyal medya yasağı, görünürde bir çocuk koruma düzenlemesi. Ama Instagram, TikTok ve Facebook gibi platformlar açısından asıl mesele burada değil. 10 Ekim 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik, Türkiye'deki kullanıcı kazanım modelinin devlet onaylı bir kimlik katmanına bağlanması anlamına geliyor. Yani büyümenin kapısında artık e-Devlet duruyor.
Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı'nın hazırladığı düzenleme, platformlara üç ayrı yük bindiriyor: 15 yaş altını tamamen dışarıda tutmak, 15-17 yaş arası için ayrıştırılmış bir servis sunmak ve ebeveyn kontrolü sağlamak. Burada kritik nokta şu; yaş doğrulaması, kullanıcının kimliğini platforma ifşa etmeden e-Devlet üzerinden yapılacak. Bu, platformların kendi iç doğrulama sistemlerini (selfie, yapay zeka tahmini, kredi kartı) devre dışı bırakıp Türkiye'ye özel bir entegrasyon kurmasını zorunlu kılıyor. Yani Meta ve TikTok, ilk kez bir OECD ülkesinde devlet altyapısına bağlanmak zorunda kalacak.
Bu yapı sadece uyum maliyeti değil, aynı zamanda bir pazar daralması getiriyor. Z kuşağının altındaki segment, platformların uzun vadeli kullanıcı hunisinin başlangıç noktası. O huniyi kapatmak, Türkiye'yi büyüme pazarı olmaktan çıkarıp bakım pazarına dönüştürür. Asıl soru, platformların buna direnip bant genişliği cezasını mı göze alacağı, yoksa Türkiye modelini Avrupa'daki benzer düzenlemelere şablon olarak mı kabul edeceği. İkinci senaryo gerçekleşirse, Türkiye regülasyon ihraç eden tarafa geçmiş olur ki bu, şimdiye kadar pek görmediğimiz bir pozisyon.